Küba Devrimi

17 Temmuz
0

Küba Devrimi

Küba devrimi (1956-59), 26 Temmuz Hareketiyle birlikte kovulan Batista rejimi yerine Fidel Castro ve Che Guevara önderliğinde yeni bir Küba hükümeti kurulmasıdır.

Küba Devrimi

Küba Devrimi’nin Küba halkıyla kurduğu özdeşleşmişliği içindeki bağ çok önemlidir. Bu kökeni anlamak için söylenecek birçok kelime vardır. Fakat bu benliğin kazanılmasının altında yatan ustalık, yaşanmışlık ve tarihsel süreci keşfetmemiz başrol oynamaktadır.

Küba devrimi (1956-59), 26 Temmuz Hareketiyle birlikte kovulan Fulgencio Batista rejimi yerine Fidel Castro önderliğinde yeni bir Küba hükümeti kurulmasıdır. Süreç 26 Temmuz 1953 Moncada Kışlası isyanıyla başlar.1 Ocak 1959’da Batista’nın kovulması ve Santa Clara, Santiago de Cuba şehirlerinin Fidel Castro, Che Guevara, Raul Castro liderliğindeki isyancılar tarafından ele geçirilmesiyle son bulur. “Küba devrimi” aynı zamanda kısaca Batista’nın devrilmesi ve Marksist ilkelerin yeni Küba Hükümeti tarafından uygulanmasını da belirtilir.

Gerilla hareketi fikri bu devrimle büyük prestij toplar. Küba’nın ABD’nin arka-bahçesi konumu onu popüler kılmıştır. Bu devrim iki kişinin bedeninde can bulur. Biri Ernesto Che Guavara, diğeri Fidel Castro’dur.

Devrimin Başlangıcı

Bu devrim insanları her zaman düşündüren bir konudur. Amerika Birleşik Devletleri’ne bağlı olan Küba’nın herşeye rağmen Amerikan Devleti’nin kıtadaki varlığını tehdit eden, tüm ilerici çıkışları kanla bastırmış olduğunu bile bile başkaldırışıdır. Küba herşeye rağmen bu devrimi gerçekleştirmiştir. Bu devrim Amerikan Devleti’ne de bir sürpriz oldu. Son derece sorunsuz biçimde radikalleşme temeli ve sosyalist bir altyapı etrafında bütünleşilmesi herkesin merak ettiği bir konu oldu. Oluşturulan bu yapının günümüze kadar nasıl geldiğide hep soruldu. ABD’nin doğrudan işgal girişimlerine her seferinde göğüs germesi, birçok olayı atlattıktan sonra Sovyetler Birliği’nin verdiği destektende mahrum kaldığı Özel Dönem’in buhranlı yıllarından da sağ salim çıkan Küba’nın, bunca yıl sonra hala son derece dinamik bir halk desteğine sahip olması, Fidel Castro’nun sayısız suikast girişiminin hiçbirinde öldürülememiş olması, kendisi gibi önderi de dokuz canlı olan bu devrimle ilgili merakı fazlasıyla arttırıyor.

Küba Devrimi’nin düşündürdüğü sorular geçtiğimiz aylarda ülkede başlayan dönüşüm süreciyle birlikte yeniden gündeme düştü. Bu dillendirmede ekonomi ve planlama, emeğin örgütlenmesi, ABD ablukasına direniş, Özel Dönemin zor koşullarında ayakta kalma mücadelesi ve tüm bu süreçlerde Devrimi Savunma Komiteleri gibi halkın katılımını güvence altına alan örgütlenmelerin analizi devrimde başrol oynamaktadır. 52 yıllık Devrim tarihinin her aşamasında, Kübalıların ABD emperyalizminin zorbalığı ve çeşitli uluslararası siyasi ve ekonomik basınçlar altında sosyalizmi ilerletmek adına hep arayış içinde olduklarını gördük. Bu arayışların dönem dönem cesur kararlara dönüştüğünü, ortaya çıkan risklerin sorumluluğunun bütün bir toplum tarafından üstlenildiğini gördük. Bunun başarılmasında Devrim’in siyasi önderliği ile halkın mükemmel iletişiminin, hep konuşan, sesli düşünen, tepkisini ortaya koymaktan çekinmeyen Küba halkının müthiş dinamizminin yaygın toplumsal örgütlenmeler kanalıyla büyük bir enerjiye dönüştürülmesinin payı büyük.

Söz konusu olan Küba Devrimi’nin kalıcılığı ve gerisine asla düşmediği bağımsızlık ve sosyalizm gibi eşikler olunca; devrimci önderliğin cesareti, kararlılığı ve Küba halkının direnişi Devrim’e ilişkin daha derin bir kavrayış geliştirebilmek için tüm analizlere bir de devralınan tarihsel mirası anlama çabasını eklemek gerekiyor. 52 yıldır Küba önemli siyasi ve iktisadi sonuçlar doğuran onca tartışmaya ve değişime rağmen bazı prensiplerden asla ödün vermeyen bir ülkeyse, bu prensiplerin oluşmasında ve kalıcılaşmasında Devrim öncesi uzun mücadele tarihinin rolünü teslim etmek gerekir. Küba Devrimi’nin yazılarımızda anlattığımız tüm parlak başarılarına eklenebilecek bir başka başarı da bu tarihin hakkını vermesi, devraldığı mirası yeniden üreterek geleceğe taşımakta olağanüstü bir ustalık sergilemesidir.

Devrim ve Toplum

Devrimi oluşturan sosyalist görüşün başlarda sıkıntısını çeken ama aynı zamanda Devrim’in bir bireyin hayatında yaratabileceği radikal değişikliğin boyutlarına birinci elden tanık olan kuşakların devamı son buluyor. Küba’da artık pek çokları Devrim öncesi hayatı ve Devrim’in toplumsal hayatta yarattığı muazzam dönüşümü kendilerine aktarıldığı kadarıyla biliyorlar. Bugün Küba önderliği Devrim’i geleceğe taşıyacak olan ve bugün daha iyi bir hayat arayışı içinde olan genç kuşağı yeni döneme hazırlama sorumluluğunu yerine getirmek için var gücüyle çalışıyor. Küba bu bakımdan aynı zamanda bütün geçiş dönemlerinde olduğu gibi ideolojik mücadelenin olağanüstü önem kazandığı bir dönemden geçiyor.

Küba’daki gelişmelerde kuşaklar arası aktarım önemli rol oynamıştır. Yetişen her kuşakta daha fazla bilgi birikimi, daha fazla siyasal inanmışlık, daha fazla eğitim daha fazla kültür ve daha fazla devrim inancı bulunmaktadır. Ulaşılan tarihsel ve devrimsel kültürden asla taviz verilmedi. Taviz verilmeyen bu değerler Marksist ve Sosyalist görüşlerdi. Bu Devrim’i yapan kuşak Devrim’i kuşaklarına miras bırakırken,en önemli kozları bilinçaltına yerleştirdikleri benliklerini asla unutmamalarını sağlayan farkındalıklarıydı…

Küba Vizesi Başvuru Formu İçin Tıklayınız!

Küba Vizesi

Dansı, huzuru ve tarihi bir yerde yaşayabileceğiniz tek yer Küba Video