Devrim ve Küba

17 Temmuz
0

Devrim ve Küba

Küba devrimi batista yönetimine karşı halkın Fidel Castro ve Che Guevara gibi sosyalitst öncü liderle başkaldırmasının bir simgesidir.

Devrim ve Küba

Küba devrimi gerek dünya çapında yaydığı etki ve saygınlıkla, gerekse de kökenleri SSCB çizgisine dayanmayan ilk muzaffer devrim olması bakımından toplumsal mücadele ve ulusal kurtuluş mücadeleleri tarihinde önemli bir rol oynamıştır. Küba devrimi ulusal kurtuluş savaşı veren birçok sömürge ülke için ilham kaynağı olmuştur. Özellikle Latin Amerika ülkeleri söz konusu olduğunda, kıta genelinde büyük bir etki yaratmıştır.

Devrimin Yapıtaşları

Küba devriminin başrollerinden biride Küba Komünist Partisiydi. 1940’lı yıllar boyunca anti-emperyalist politikaları terk ederek, Batista yönetimiyle işbirliği politikaları güdüyordu. Bu süreç içerisinde kitlelere yönelik hiçbir açılım geliştirilemedi. Batista rejiminin uygulamaları onaylanıyor, bunların toplumun faydasına olduğu yönünde propagandalar yapılıyordu. Sınıf işbirlikçi bir tutum benimsenerek “girişimciler ile işçilerin birliği” savunuluyordu. Küba Komünist Partisi daha sonra Sosyalist Halk Partisine dönüşecekti. Fakat politikalarda farklılık olmayacaktı. Parti Batista’nın 1952’deki darbesine karşı çıkış yapmadı. 1958’e kadar 26 Temmuz Hareketi’ne destek vermeyerek, onu mahkûm etti. Partinin savunduğu politikalar barışçıl yollardan değişimi ifade edeiyordu. 29 Temmuz Hareketi’nin diktaya karşı verdiği mücadeleyi ancak 1958’de desteklemek zorunda kalacaktı. Aralık 1958’de Che Guevara önderliğindeki gerilla birlikleri önce Santa Clara kentini kuşattılar. Kentin kuşatılması aynı zamanda Batista’nın da sonu anlamına geliyordu.

Santa Clara’dan sonra bir çok kent-Leoncia Vidal, Cabaiguan, Blacetas, Remeidos, Las Vilas- tek tek gerilla birliklerince ele geçiriliyordu. 31 Aralık gecesi Batista ülkeyi terk eder. 1 Ocak’ta 6 gün boyunca sürecek olan tüm ülkeyi felce sokan genel grev çağrısı yapılmıştır. Dikta rejimi artık yıkılmıştır. 8 Ocak 1959’da Fidel Castro gerilla birlikleriyle yüz binlerce kişinin doldurduğu Havana Meydanı’na girer. Küba devrimi sosyalist bir devrim değildi fakat içinde antikapitalist materyaller barındırıyordu. Fidel Castro ilk yıllarda ABD ile anlaşma taraftarıydı. Ancak bunun olanaksızlığını ülkedeki ABD mülklerine müdahele eder ve sosyalist politikalara yakınlaşır. İlk yıllarda maddi yardımdan öteye geçmeyen Sovyetler Birliği ile ilişkiler daha sonraki yıllarda sıcak bir karaktere bürünecekti. Ancak Küba’nın ulusal kurtuluş mücadeleleri konusundaki farklı tavrı ilişkilerin bozulmasına sebep verecekti.

Küba’da kurumsallaşmış bir işçi iktidarından bahsedemesekte, kısa zamanda insanlar arasında eşitsizlikler büyük oranda azaltıldı. Eğitim, sağlık ve tıp alanlarında çok büyük ilerlemeler sağlandı. Küba’da eğitim ve büyük ilerlemeler sağlandı. Küba’da eğitim ve sağlık hakkı hala ücretsiz. Tüm ambargo ve müdahalelere rağmen bugün Küba anti-emperyalist ve halkçı karakterinden taviz vermeden ayakta durmayı başarabiliyor. İtan Amerika’daki sol dalgalanmalar, özellikle de Venezüella ile kurulan sıkı ve samimi ilişki Küba’ya yeni gelişimin önünü açtı.

Devrimde 29 Temmuz Hareketi

Batista egemenliğini garanti altına almak ve Ortodoks Partinin kesinleşmiş gözüken zaferini engellemek için 1952’de ‘’şafak’’ diye adlandırılan bir darbe yapar. 1490 Anayasası yakılarak, anayasal dönemin sona erdiği açıklanır. Üniversitelerden yükselen Batista karşıtı hareketin içinden Movimento(hareket) grubu doğar. Fidel Castro’nun da içinde bulunduğu Movimento 26 Temmuz’da Moncada’ya bir baskın düzenler. Fakat baskın başarılı olmaz. Yakalananların çoğu işkence edilerek öldürülür. Fidel Castro 15 yıl hapse mahkum olur. Üç yıl sonra aftan yararlanarak hapisten çıkar.1955 yılında Movimento’nun “26 Temmuz Harekatı” adını alması kararlaştırılır. Moncada baskını yenilgiyle sonuçlansa da Küba devriminin başlangıcı olarak kabul görür

Küba Vizesi Başvuru Formu İçin Tıklayınız!

Küba Vizesi

Dansı, huzuru ve tarihi bir yerde yaşayabileceğiniz tek yer Küba Video